I Love My Blog

5 Mart 2013 Salı

Küçük Bir Nokta.


Uçmaya çalışıp tökezleyen mavibalığın ilk yazısı. Kesinlikle başlardaki olay benim hayal ürünümdür. Uçmaya çabaladığım ilk adımlarım olarak gördüğüm bu yazıyı değerlendirirseniz sevinirim. Herhangi bir isi belirtmedim çünkü bu şekilde hisseden tek kişi değilim, biliyorum. Bu yüzden istediğiniz kişiyi düşünebilirsiniz. Lütfen görüşlerinizi bildirin.
Not: Fangörl duyguları ile yazılmıştır. 
Not2: Aslında paylaşmayacaktım ama ani karar değişikliği ile paylaşıyorum. Görüşlerinizi bilmemek beni çok üzer.
Not3: James Arthur Impossible ile okumanız şiddetle tavsiye edilir.

~Tüm hayranlarının arasından amaçsızca sana bağırmak neşelendirmiyor beni. Büyük bir okyanusun arasındaki bir köpük kadar değersiz hissediyorum kendimi sana uzaktan bakarken. Beni asla duyamayacağını bildiğim için bağırmıyorum sana. “Seni seviyorum!” diye çığlık atarak boğazımı harap etmiyorum. Ya da delirmişçesine sesimi sana ulaştırmayı denemiyorum. Ellerine bir saniye dokunmak için onca insanla da yarışmıyorum. Sana bakmak neden yetmesin hem? Umutsuzca dökülen gözyaşlarım arasından ismini fısıldamak daha hoş geliyor kulağa. 
Sen sahnede şarkını söylerken sana eşlik edebilmek için bağırmaya ihtiyaç duymuyorum sadece. Gözlerimi kapatıp sesini dinlemek için sessizliğe gömüldüğümde tek yaptığım şeyin sesini hafızama kazımak olduğunu asla bilmeyeceksin. Kalbimin sesinin tonuyla attığını asla bilmeyeceksin. O anda çığlık atarak seni duymama engel olan insanlara ettiğim küfürleri asla bilemeyeceksin. Belki de evimde oturup yazdığım bu yazı sadece bana saklı kalacak. Tüm gözyaşlarımı üzerine akıttıktan sonra ‘değer vermiyormuşum’ gibi çöpe atacağım onu da. Sana olan duygularımı yazdığım diğer kâğıtlar gibi sonsuzluğa kaybolacak tüm kelimelerim. Onların arkasından bakıp gülümseyeceğim. Sana gittiğini varsayıp duygularımı tekrardan kalbime gömeceğim.  ‘Benim her şeyimsin.’ dediğin videoyu milyonlarca kez izleyip alışacağım. Belki acı çekeceğim, ağlayacağım. Nefes alamayacağım bir daha belki de. Kim umursar ki bunu? Düşünsene koskoca bir evren var. O evrende dünya adında bir gezegen yer alıyor. O gezegenin maviliklerinin ortasında devasa kara parçaları, onların birinde de minik bir ülke yer alıyor.  Bu ülkenin bir köşesine benim şehrimin adı verilmiş. Ve o şehrin bilmem ne ilçesinde mutsuz ve yalnız bir kız var. Dertleri olduğunu söyleyip yakınıyor. KİM UMURSAR?
Kim umursar umursamıyorum ben de. Senin umursamayacağını bildiğim içindir belki de, hayata daha gri bir gözlük takarak bakmayı deniyorum artık. Güneş yerini gri bulutlara bırakıyor. Mavi gökyüzünün üzerini sarmış gri hayallerim. Biliyorum bunu da umursamayacaksın.
Çünkü dünyada küçücük bir noktayım ben. Sen ise kendine seni sevenlerin kalplerinden birer demet ekleyerek kalbine, sonsuzluğa ulaşmışsın.
Seni umursuyorum. Umursamayacağını biliyorum. Ama kalbine eklediğim demete tüm sevgimi koyduğumu da hissetmeni diliyorum. Bilmeni istediğim tek şey, o koca okyanusun ortasındaki mavi bir nokta seni gerçekten umursuyor. Ve o nokta tüm kalbiyle fısıldıyor. “Seni seviyorum…”~

2 yorum:

Mery dedi ki...

Yazan: Diğer bir mavi nokta.
Zaman zaman herkes birilerine hayran, hatta tutkun olur.
Ben vurgun olmuşum, tıpkı sen gibi.
Çocukken beyblad de Kai'ye hayrandım; pamuk prensesin beyaz atlısından çok. Tepeden tırnağa 'fark'tı o. Her şeyden ve herkesten farklıydı. Sonra büyüdüm birazcık; Yüzüklerin Efendisi'nde Legolas'a tutkun oldum, bir değil bir-kaç yıl. Sonra büyüdüm biraz daha ilk aşkımı yaşadığımda ben ben olmaktan çıktım, zayıf biri oldum. Ama atlatılan her acı insanı olgunlaştırır lafını doğrularcasına daha, daha da güçlü oldum. Daha da büyüdüm. Şimdi 20 yaşındayım tüm safirmaviseverlerin sevdiği bir adama vurgunum. Tıpkı 7-8 yaşlarında şalvar giyen, saçları kirpi ve yüzü maviye boyalı Kai'ye vurgun olduğum gibi. O zamanlar 'ben büyüyünce Kai ile evleneceğim.' dersem kimse 'Evlenemezsin.' demiyordu. Değişen tek şey bu; artık diyorlar. Daha da kötüsü demeseler de ben biliyorum artık. Ben 'Kai' ile evlenemem..
Gerçekler acıdır lafını haklı çıkarmak istercesine 'acı gerçekleri' vurup durur yüzümüze hayat; 7 miz veya 70 imiz fark etmez. 'Ulaşılamayacak kadar uzak, göz ardı edilemeyecek kadar mühim, baş döndürecek kadar güzel ve asla unutulamayacak kadar sevilen.'
Diğer bir gerçek; ne kadar seversen sev onu seven diğerleri gibi 'onu sevip başkalarıyla evlenen kızlar' olarak kalacaksın. Kalacağım.
Birazcık gerçekçi abla tavrımı takınmam gerekirse..
Umarım karşımıza 'tamamını sevebileceğimiz ve bizi tamamen sevecek' gerçek bir adam çıkar. Hatta o, fangirl duygularımıza sinirlenir, kavga ederiz. Halen hayranı olduğumuz adam da taaa en yukarda, parıltısını hep görebileceğimiz yerde durur ve tüm hayranlarına 'sizi seviyorum.' der. Kahkaha atıp cevap veririz 'Bende seni oppa, ama şimdi başkasına aşığım.'
Ahahahah. Amma fangirl'e bağladım ha. Bu söylediklerim senin için geçerli. Ben saçlarım ağarana kadar şizofrenik bir aşk yaşamaya talibim. Zaten erkek milleti ile ne aram var, ne ilgim. SFS modunda ve forever alone yaşar giderim.
Her şey bir yana; çok güzel olmuş sevgilim Sevilim. Yanaklarından mıncırıyorum.

Küçük Mavi Balık. dedi ki...

Yorumun için o kadar minnettarım ki sevgilim.
Belki küçük olduğumdandır belki de başkalarının beni hala küçük gördüğündendir bilinmez, 'seninki sadece hayal' laflarını sıkça duyarım. Peki vazgeçecek miyim? Fangörl yanım üzerine söz veriyorum ki vazgeçmeyeceğim. -Zaten kanımda yok bırakmak-
İçimden geldi şöööyle bir duygularımı dökeyim dedim. Beni daima anlayıp desteklediğin için teşekkür ederim. :)

Yorum Gönder