SEN
Göğsümün sol köşesinde anlamlandıramadığım bir sızı,
beynimin içinde asla susmayacağını düşündüğüm fısıltılar, etrafımda dönen
karanlık gölgelerle sarmalanmış, çok küçükken tüm renklerinin ipini kesip
gökyüzüne uçmasına izin vermiş sade hayatım...
Kalbimin atışlarındaki ritimsizlik; kahve fincanımın dibinde
kalmış, asla içmeyi başaramadığım şeker taneleri…
Gökyüzünden düşmesini beklediğim ilk yağmur, ilk yağmurun
ardından delicesine özlediğim güneş, masmavi gökyüzünde utangaç bir şekilde
renklerini dalgalandıran, küçükken kaçırdığım renklerimin değip dağıldığı
gökkuşağı…
Gözyaşlarımdan nasibini almış, mavi mürekkebiyle,
dalgalanmış yazılarıyla, buruşmuş kâğıdıyla bıraktığın son mektup…
Başımı çevirdiğimde duvar köşelerinde kendini gösteren gölgeler, güneşin değdiği yerlerde şeritler oluşturmuş toz parçacıkları...
Hem hayatımın her yerindesin, hem hiçbir yerinde… Hem
hayatımın anlamısın, hem yaşamın anlamsızlığı… Hem rüyalarımın başlangıcısın,
hem hayallerimin mutlu bitmekten ümidi kesmiş sonu.
Hem her şeyimsin. Hem hiçbir şeyim.
Benim için küçük bir yaz rüyası kadar huzurlu, renkli bir
dondurma külahı kadar tatlı, yeni aldığım kitaplarımın kokusu kadar güzelsin.
Yaz rüyamın istemediğim sonu kadar acımasız, dondurma
külahımın son parçası kadar yetersiz, kitaplarımın son sayfası kadar
hüzünlüsün.
Seni sevebileceğim kadar değerli, beni sevmeyi başaramadığın
kadar değersizsin.
Gidiyorum... Unutuyorum... Siliyorum seni hayatımdan…
Yeni başlangıçlar, yeni dondurmalar, yeni kitaplar alıyorum
kendime artık.
Müzik çalarımı sıfırlıyorum. Tüm şarkılarımı yenileriyle
takas ediyorum.
Duygularımı ördüğüm maskenin arkasına yazıyorum. Ve o
maskeyi bir daha çıkarmamak üzere sensizliğe mahkûm bir hayatın üzerine takıyorum.
Super Junior: SO I

0 yorum:
Yorum Gönder