I Love My Blog

10 Haziran 2013 Pazartesi

SEN~

SEN

Göğsümün sol köşesinde anlamlandıramadığım bir sızı, beynimin içinde asla susmayacağını düşündüğüm fısıltılar, etrafımda dönen karanlık gölgelerle sarmalanmış, çok küçükken tüm renklerinin ipini kesip gökyüzüne uçmasına izin vermiş sade hayatım...

Kalbimin atışlarındaki ritimsizlik; kahve fincanımın dibinde kalmış, asla içmeyi başaramadığım şeker taneleri…

Gökyüzünden düşmesini beklediğim ilk yağmur, ilk yağmurun ardından delicesine özlediğim güneş, masmavi gökyüzünde utangaç bir şekilde renklerini dalgalandıran, küçükken kaçırdığım renklerimin değip dağıldığı gökkuşağı…

Gözyaşlarımdan nasibini almış, mavi mürekkebiyle, dalgalanmış yazılarıyla, buruşmuş kâğıdıyla bıraktığın son mektup… 

Başımı çevirdiğimde duvar köşelerinde kendini gösteren gölgeler, güneşin değdiği yerlerde şeritler oluşturmuş toz parçacıkları...

Hem hayatımın her yerindesin, hem hiçbir yerinde… Hem hayatımın anlamısın, hem yaşamın anlamsızlığı… Hem rüyalarımın başlangıcısın, hem hayallerimin mutlu bitmekten ümidi kesmiş sonu.

Hem her şeyimsin. Hem hiçbir şeyim.

Benim için küçük bir yaz rüyası kadar huzurlu, renkli bir dondurma külahı kadar tatlı, yeni aldığım kitaplarımın kokusu kadar güzelsin.

Yaz rüyamın istemediğim sonu kadar acımasız, dondurma külahımın son parçası kadar yetersiz, kitaplarımın son sayfası kadar hüzünlüsün.

Seni sevebileceğim kadar değerli, beni sevmeyi başaramadığın kadar değersizsin.


Gidiyorum... Unutuyorum... Siliyorum seni hayatımdan…


Yeni başlangıçlar, yeni dondurmalar, yeni kitaplar alıyorum kendime artık.

Müzik çalarımı sıfırlıyorum. Tüm şarkılarımı yenileriyle takas ediyorum.


Duygularımı ördüğüm maskenin arkasına yazıyorum. Ve o maskeyi bir daha çıkarmamak üzere sensizliğe mahkûm bir hayatın üzerine takıyorum. 

Super Junior: SO I


0 yorum:

Yorum Gönder